Otomobil Haberleri ve Araba Modelleri

FordFord

Kompakt Sporcular Liginde 3`lü Derbi

Ford kompakt sporcular ligine adım attı: Focus RS artık 350 HP güce ve 4 tekerlekten çekişe sahip. Peki ama bunlar Honda Civic Type R ve VW Golf R`ın karşısında yeterli olacak mı?

0 1.347

Güneş ışınları Focus'tan neredeyse huzur verici şeklde yansıyor. Ancak manzara yanıltıcı. Focus, Roma'daki Bridgestone Test Pisti'nde start çizgisine doğru sakince ilerliyor. 2,3 lt'lik 4 silindirli motoru rölantide huzursuzca çalışıyor. Lauch Control'ü devreye sokup tam gaz verip ayağımı debriyaj pedalından kaldırıyorum ve kıyamet kopyuyor. RS yıkıcı bir ivmeyle ileri atılırken, 19 inçlik alüminyum jantlardaki lastikler "merhamet" dermiş gibi inlemeye başlıyor. RS'in 4 tekerleği birden patinaj yapıyor. Önden çekişli önceki versiyon bile çok hızlıydı ama yeni RS kesinlikle çok daha hızlı ve asfaltı çok daha büyük bir hevesle kazıyor. Saç tokası (hairpin) adı verilen dar 180 derece virajda gaz kestiğimde soba borusu kalınlığındaki egzozlardan sert öksürük sesleri geliyor. Bu sırada çıkardığı seslerse, 5 silindirli öncüsünü hatırlatıyor. Sert fren yapıp bir küçük freni seçtiğimde, araç sinirli bir karaktere bürünüyor. Virajın tepe noktasını düzgün bir kavisle almadığımızda ise savrulma yaşanıyor ve bunun nedeni tabi ki yüksek ağırlık: Neticede bu Ford, Honda'dan 157 kg daha ağır. 

Şimdi gaz pedalını zemine yapıştırma ve düzlüğe doğru dengeli bir şekilde ilerleme zamanı. Viraj çıkışından itibaren RS, boğuk kükremeler eşliğinde doğru çizgiye doğru hızlanıyor. Opsiyonel Recaro koltuklar vücudumu çok iyi kavrasa da, oturma pozisyonu biraz fazla yüksek. 

Honda da canlı turbo sisteminin getirdiği ek güce güvenirken, 2,0 lt hacimle yetiniyor ve 310 HP güç üretiyor. Bu kadar yüksek güç ve önden çekişin iyi bir birliktelik olma ihtimali var mı? Hem de nasıl! Honda mühendisleri burada gerçekten çok iyi iş çıkarmışlar. Civic, başka hiçbir aşırı güçlü ve önden çekişli kompaktın başaramayacağı şekilde, izine sadık bir karakterle hızlanıyor. Virajlarda tam gazla ilerlerken sergilediği nötrlük de saygıyı hak ediyor. 

Civic Type R, bu üçlü arasında açık ara farkla en radikal yarışçı ve bunu tasarımıyla da belli ediyor: Gniş çamurluklar, burunda, yanlarda ve arkada bolca kanat… İç mekânda da durum aynı: Oyuncaklı bir kokpit, yarış tipi koltuklar, bir düğmeye basılarak değiştirilen iç aydınlatma… Kırmızı renk burada da "tehlike" anlamına geliyor! İç aynadaki görüş ise, devasa çift spoyler nedeniyle ortadan ikiye bölünmüş durumda. 

Honda, karşılaştırmamızın hem en uygun fiyatlı hem de 1400 kg ile en hafif sporcusu. Hafifliğin olumlu etkileri pistte hemen hissediliyor: Canlı ve agresif br şekilde hızlanıyor ve virajlarda da çok dinamik. Direksiyon, komutları anlık ve doğru yönlendirmelere dönüştürürken, fren performansı harika. Vites değişimleriyse çok temiz. 

Type R'ı muhteşem yapansa mükemmel olmaması. Evet, Honda'nın eski usül turbo sisteminden bahsediyoruz: Alt devirlerde nefes darlığı çekiyormuş gibi hissettirse de, 2500 d/d'den itibaren sürücüsünün yüzüne geniş bir gülümseme ifadesi kazıyor. Focus'un ya da Golf'ün daha homojen güç dağılımlarıyla uzaktan yakından alakası yok.

300 HP'den Daha Güçlü Kompaktlar… İmkansız!

Peki ya "Avrupa'nın 1 numarası" nasıl? Golf alesinin en sportif modeli olmasına rağmen kesinlikle ağırbaşlı görünüyor. Büyük ön hava girişleri, difüzör ve 4 adet oval egzoz çıkışı olmasa, 86 HP'lik TSI motorlu kardeşinden ayırmak imkansız olurdu. Turbo devreye girdiğinde ise resmen kıyamet kopuyor. Türbinden gelen aşırı besleme sayesinde 2,0 lt'lik motor 300 HP güç üretiyor ama bunu başarılı bir çalışma karakteri ve dengeli bir güç dağılımıyla sunuyor. Yani asla Ford ya da Honda gibi " sivri" olmuyor. 4Motion adlı 4×4 sistemi sayesinde R da herhangi bir güç aktarım problemi yaşatmıyor. 

Aslına bakılırsa Golf, problem nedir bilmeyen bir otomobil. Örneğin günlük kullanımla ilgili her türlü talebi başarıyla karşılıyor: Haftasonları piste çıkıp biraz azabiliyor, pazartesi günü konforlu bir şekilde işinize gidebiliyor, ailenizle sorun yaşamadan yaz tatiline çıkabiliyorsunuz. Yani Focus ve Type R'ın aksine o, çok yönlü bir yetenek. Yarış pistindeki karşılaştırmadaysa durum değişiyor. Örenğin GTI'ın koltukları rahat ama yan destek konusunda kesinlikle çok iddialı değiller. Ayrıca Race modunda(sürüş programları opsiyonel) bile insan, direksiyondan daha fazla direktlik ve geri bildirim istiyor. Golf R dengeli sürüş özellikleriyle keyif veren bir otomobil ama insanın ruhunu ateşlediğini söyleyemeyiz. 

Sonuç: Yaşasın motorsporları! İşte Civic de tam bunun için yaratılmış: Harika ve yaramaz bir pist canavarı! Focus da bu disiplinde çok iyi ve 350 HP'lik turbo gücüyle tozu dumana katıyor. Golf ise her zamanki gibi çok yönlü bir yetenek. Yani her şeyi doğru yapıyor. Ama sportif ruh konusunda rakipleri daha iyi. 

Kaynak: Auto SHOW

Bunları da beğenebilirsiniz

Kimler Neler Demiş?

avatar