Otomobil Haberleri ve Araba Modelleri

AudiAudi

Yararlı trendler furyası Mazda CX-3 2.0, Toyota C-HR Hybrid Dynamic, Audi Q2 1.4 TFSI

Elbette crossover`ınızın iyi görünmesi gerekiyor ama aynı zamanda kullanışlı bir gövdeye ve iyi bir sürüşe sahip olmalı. Neyse ki Japonlar ve Almanlar bu konuda iyi iş çıkardıklarını söylüyor.

0 85

Otomotiv dünyası bir hayli değişti. Üreticiler birbiri ardına yerden yüksek ve tarz sahibi küçük sınıf otomobiller üretiyor. Son dönemde istatistiklere fazlasıyla takılan bir arkadaşım önemli bir gerçeği yüzüme vurdu. İngiltere'de ve Avrupa'da çok tercih edilen Ford Fiesta, yerini Opel Mokka'ya kaptırmak üzere. Ve hayır, bu durumun nedeniyle ilgili kafamda en ufak bir ipucu yok. 

İşte kafalardaki soru işaretlerini ortadan kaldırmaya yardım etmek için burdayız. Bu bir crossover toplantısı. Audi'nin yeni Q2'si, Toyota'nın yepyeni C-HR'siyle karşı karşıya geliyor. Her ikisi de ilginç tasarımlara sahipler ve kendilerine belirli bir kitle yaratmak istiyorlar. Sonrasındaysa çevik, yakışıklı ve fiyatının karşılığını veren Mazda CX-3 var. Ya da en basit örneğiyle, Mokka almak isteyen kişilerin kafasını karıştıracak olan model var.

Burada farklı bir grupla birlikteyiz. İngiltere'nin uzun dönem test garajında bulunan Mazda'yla 18 bin km devirmiş durumdayız. Dan Read, otomobilin TG ofisindeki en sessiz ve kullanışlı modellerden biri olduğunu söylüyor. Otomobilin 2.0 lt 120 bg'lik benzinli motoru, 7.2 lt/100 km ortalama tüketim sunuyor. Fabrikanın iddiasıysa 5.8 lt/100 km. Otomobil önden çekişli ve gücünü altı ileri şanzımanla, MX-5'in o tatminkar geçişleriyle aktarıyor.

Bu sırada Q2, yani test grubumuzun yenilerinden olan model VW'nin 1.4 lt dört silindirli turbo motorunu kullanıyor. Bu motor 150 bg güç üretiyor ve gaz pedalına çok yüklenmediğinizde silindirlerinin yarısını kapatabiliyor. Altı ileri manuel şanzımanı yumuşak geçişlere sahip. Heyecan yaratmıyor ve sportif özellikler barındırmıyor. Bir TT de öyle hissettirmiyor ama modern bir ikon haline gelebiliyor.

C-HR buradaki kağıt üstündeki en yavaş ama aynı zamanda en tutumlu model. Toyota'nın en uygun fiyatlı versiyonu, 1.2 lt'lik turbo bir motora sahip. Toyota,dizel bir motor konusuna kafa yormuyor ve bu inatçı taktiği, hacim küçültmenin yanlış bir yatırım yolu olduğunun anlaşılmasıyla ve tüketim testlerinin giderek zorlaşmasıyla nihayet ona puan kazandırabilir. Burada 1.8 lt'lik dört silindirli ve bir elektrik motoruna sahip, toplamda 120 bg güç üreten ve gücünü ön tekerleklerine ileten bir model var. Toyota, bu testteki en yüksek donanıma sahip araç. Metalik boya ve Premium Pack (deri kaplama, dokuz hoparlörlü JBL ses sistemi) onu diğer üç model arasında biraz daha pahalı hale getiriyor.

Tamam, daha fazla göz ardı edemeyeceğim; bir Marvel çizgi romanındaki Pokemon'a benzeyen kızgın gövdeli bir yüksek coupe'den etkilenmemek mümkün değil. Geri çekil Nissan Juke çünkü senin en önemli satış noktan, C-HR'nin uzun farları, şişkin çamurlukları, göze çarpan yan panelleri ve arka kanadıyla bertaraf edilmiş durumda. Elbette Audi'nin de sağa sola gidip gelen sinyal lambaları var. Toyota da bunlara sahip. Peki Q2'nin başka neleri var? Gri tavan rayları mı? Bu noktada C-HR'nin Audi'yi patakladığını söyleyebiliriz. Genel konseptinden hoşlanmayabilirsiniz ama aynı Juke gibi, bu otomobilin de temel noktası, görünümü.

İçeride, Supra'dan sonra gelen en iyi Toyota kabiniyle karşılaşıyorsunuz. Her yandan, devasa dokunmatik ekran (kullanımı zor ve haritanın çözünürlüğü düşük) gibi fikirler fışkırıyor. Ayrıca elmas şekilli düğmeler, parlak plastik parçalarla çevreleniyor. Isıtma, şalter tarzı düğmelerle kontrol ediliyor ve kapı içleri kaliteli dokunma hissine sahip plastikle kaplı. Ama siz yine de dokunmayın. Dijital saat de 90'ların mikrodalga fırınlarından alınmış gibi. Yine de Toyota deniyor ve Auris'lere, Avensis'lere ve hatta karizmatik RAV4'lere göre hayati bir girişim gerçekleştiriyor. Bunlar, GT86'nın ötesinde bir hayata sahip olduğunun göstergeleri.

Sonradan düşünülmüş gibi hissettiren arka kapı kollarının ardında, ucuz koltuklarda seyahat eden kişiler Audi'dekinden daha fazla, Mazda'dakineyse yakın bir alana sahip. Ancak yolcuların başları, camların ardında kaldığı için biraz karanlık ve klostrofobik. C-HR'nin arka koltuklarında seyahat etmek, göz tansiyonu olan ve at gözlüğü takılmış bir yarış atının nasıl hissettiğini anlamanızda yardımcı olacaktır.

Audi'nin kabin konusunda iki Japonu arkasında bırakması gerekiyor değil mi? Değil. Giriş seviyesi Q2, yaşlanmaya yüz tutmuş ve aynı amaca hizmet eden Q3'ün kuyusunu kazıyor. Yine de temellerini aldığı A3 hatchback, biraz daha uygun fiyatlı. Ayrıca A3 ile aynı LCD göstergeye ve kontrollere sahip. Sadece havalandırma deliklerinin bir kısmı metal. MMI bilgi-eğlence sistemi, üçlü arasında ekran kalitesi, hız ve navigasyon anlamında en iyisi. Ayrıca MMI'da da plastik yerine karizmatik alaşımlara geçilmiş. Artık ekran kullanılmadığında konsolun içine süzülmüyor. İnatçı şekilde, bir kartpostal gibi yerinde duruyor. Bu ciddi bir sorun değil ama son dönemdeki Audi'nin marka karakterindeki o iyi hissettirme kavramının yoğunluğuna uymuyor.

Diğer yanda Q2, o kadar da büyük değil. Yol üzerinde Mazda ve Toyota'yla aynı alanı kaplıyor ama arka diz mesafesi anlamında onlardan geride. Arka sıradaki koltuklarda oturanlar için A3'ten çok bir A1 gibi ancak arka koltuklara insan yerleştirmeyecekseniz ve hızlı bir yaşam sürecekseniz, Q2 buradaki en iyi seçim olabilir. Derin 405 lt'lik bagajı, Toyota'nın 377 lt'sini ve Mazda'nın 350 lt'sini arkasında bırakıyor. Mazda ayrıca buradaki en dar bagaj girişine sahip model. Mazda sadece arka koltukları yatırıldığında 1260 lt'yle üçlü arasında en fazla yükü taşıyabilen model oluyor. Bunun temelindeyse zemin altındaki saklama alanı rol oynuyor. Toyota eşitliği kendi adına bozabiliyor ama yüksekte konumlandırılan ve üzerinde kanat bulunan bagaj kapağı ağır.

Bu hibrit C-HR Dynamic donanım paketli ve 1420 kg ağırlığında. Mazda 1230 kg, Audi'yse 1265 kg ağırlığa sahip. Toyota'ysa CVT şanzımanı nedeniyle çok canlı hissettirmiyor. Şanzıman 0-100 km/s hızlanmasını 2.0 sn'ye kadar yavaşlatıyor ve bu yavaşlık, sollama yaparken çok daha fazla hissediliyor.

Yine de şanzımana ve CVT'nin elastikliğine alıştıktan sonra sistemin kötü olmadığı ortaya çıkıyor. Motor akıcı şekilde devirleniyor, şanzımansa motor devrine ve trafiğin hızına eski CVT'lere oranla daha çabuk şekilde ayak uyduruyor. Park ederken, geri giderken ve sıkışık trafikteyse EV modu rahatlatıcı bir bonus olarak geliyor. Peki bu, hibrit versiyonu tercih etmemizde rol oynayabilir mi? Hayır. Ben her şekilde turbo motorlu ve manuel şanzımanı tercih ederim.

C-HR temellerini Toyota'nın yeni TNGA kod adlı global mimarisinden alıyor. Bu altyapı, güncel Prius'la da paylaşılıyor. Yani yüksek güçlü çelik kullanılmış ve bu da gövdenin ortalama Toyota müşterileri için yeterince sert olduğu anlamına geliyor. Sürücü de biraz aşağıda konumlandırılmış. Böylece her şey biraz daha sportif hissettiriyor. Güncel crossover mantığına ters gibi görünebilir ama bu tasarım, C-HR'de aynı Prius'ta olduğu gibi işe yarıyor.

Her ne kadar bir Yaris'tekine oranla daha yukarıda oturuyor olsanız da, C-HR çok daha çevik, yolu daha iyi tutuyor ve daha fazla iletişim kuruyor. Şasisi Toyota'nın şef mühendisi Hiroyuki Koba tarafından ayarlanmış ki kendisi, hafta sonları Japonya'da yarışıyor ve ayrıca bir C-HR'yle Nürburgring 24 saat yarışını tamamladı. İşte belki de bu nedenle hibrit bu kadar pozitif tepkiler veriyor. Direksiyonu Audi'ninkinden çok daha uygun ağırlıkta ve virajlarda yeterli direnci gösteriyor. Şehir içi kullanımlardaysa Comfort modu bu direnci daha kabul edilebilir bir seviyeye çekiyor.

Toyota ve Mazda, standart 18 inç jantlar üzerinde yol alıyor. Audi Q2'deyse 17 inçler vardı ve üçlü arasındaki en akıcı sürüşe sahip model… Kesinlikle Toyota. Agresif görünümüne bakıp böyle bir şeyi tahmin etmezsiniz ama en sessiz ve en konforlu sürüş ona ait. Hibrit güç aktarımıyla çok uyumlu. Aslında bu, zorlandığınızda sizi ödüllendiren değil, şehir içinde akıllıca kullanıldığında ödüllendiren bir otomobil.

Evet, Q2 orta boyutlu engellerde sorun yaşayabiliyor. Arka tarafı sert ve genel anlamda tempolu kullanımlardan hoşlanıyor. Sürüş sırasında grubun en sessizi (çünkü Toyota'da motor hırıltısı ve rüzgar gürültüsü duyuluyor. Mazda'ysa da vızıltılı) ama 1.4 lt motor çok güçlü. Gaza biraz yüklenerek kalktığınızda eco Michelin'ler patinaja kalabiliyor ve otoyolda 210 km/s hıza ulaşabiliyor. Motor, 3000 d/dak'a kadar fazla bir varlık göstermiyor ama yine de akıcı şekilde devirleniyor. 1.0 lt'lik turbo motorlu Q2 dahi mantıklı bir seçim olabilir. 

Mazda bu testte gölgelerde geziniyor çünkü onun bütün özelliklerine hakimiz. Diğerleri ona göre çok daha yeni. Sertliğini kontrol etme anlamında Audi'yi arkasında bırakıyor ve CX-3 virajlara gerçek bir küçük sınıf gibi saldırıyor. Hatta sürüşü, ihtiyacı olandan yüzde 20 ila yüzde 30 daha iyi. İşini karmaşıklıktan uzak bir şekilde yerine getiriyor. Turboları veya modları yok. Garip ergonomikleri ve ucuz görünümlü parlak kokpit bileşenleri de bulunmuyor. Tüketim anlamında Audi'nin 6.6 lt/100 km tüketimine yakın ama yarı elektrikli Toyota'nın 6.0 lt/100 km'lik tüketiminin arkasında kalıyor.

Toyota'nın Ninja Kaplumbağa kostümünün altında son derece başarılı bir otomobil yatıyor. Bu noktada Toyota'nın riskleri aldığını, Audi'ninse almadığını söylemek mümkün. Sonuç olarak Q2 tam istediğimiz gibi sert ve çabuk ama sürüşü hissiz. Rekabetçi bir karaktere sahip ama hala beş kapılı ve beş koltuklu bir Audi için yeterince iyi değil.

İşte size crossover'larla ilgili gayet net bir tavsiye; Mazda, buradaki en az ilgi çekici model olabilir ama büyük bir oranda diğerlerine göre daha geniş bir kabine ve daha iyi bir sürüşe sahip. Crossover satın almak istiyorsanız ve henüz bunlardan bir tane satın almadıysanız, gönül rahatlığıyla gidip alabilirsiniz.

Kaynak: TopGear

Bunları da beğenebilirsiniz

Kimler Neler Demiş?

avatar
wpDiscuz