İlk bakışta birbirlerinden çok farklı iki otomobil gibi duruyorlar. Biri ateşli bir hatchback, diğeri efsanevi bir GT. Bu otomobilleri birebir karşılaştırmak gibi bir niyetimiz yok. Hedefimiz benzer motor güçleri ve performans verileri sunan farklı çekiş sistemlerine sahip iki spor otomobilin sürüş dinamikleri arasındaki farkları bulmak ve hangisinin daha keyifli olduğuna karar vermek. İki otomobile sadece dışarıdan bakıp kullanmadan karar versem muhtemelen tercihim Honda Civic Type-R olurdu. Çünkü Type-R, çok daha kompetisyon odaklı bir otomobil. Yaratılış amacı Nürburgring'da önden çekişli otomobiller rekoru kırmak olan bir otomobilden bahsediyoruz. Pist rekoru kırmak için tasarlanan Type-R, WTCC otomobillerini andıran görünüşüyle daha ilk bakışta farklı olduğunu hissettiriyor. 310 HP ve önden çekiş, çok yan yana görmeye alıştığımız olgular değil. Diğer tarafta ise bir efsanenin altıncı jenerasyonuyla beraberiz. Ford Mustang, otomobille ilgilenen ya da ilgilenmeyen hemen hemen herkesin mutlaka bildiği kült otomobillerden biri. Bizim testimizde yer alan 2.3 lt EcoBoost versiyon 317 HP gücünde. Yani güç olarak Type-R ile oldukça yakınlar. Ancak tarz olarak baktığımızda Mustang'in yakışıklı ama agresiflikten uzak bir GT otomobili olduğunu görüyoruz. Pist performansından çok, hızlı ama daha yumuşak bir keyif otomobili gibi tasarlanmış. Bu arada Mustang'in sürüş modları arasında üstünde kask resmi olan bir pist modu da olduğunu belirtmek lazım. Yani Type-R'ın Mustang'i gözüne kestirirken çok da hafife almaması gerekiyor. Beygirler yakın ama Mustang, 432 Nm torkuyla Type-R'a nazaran 32 Nm avantaj sağlıyor. Performans verilerine baktığımızda da çok benzer rakamlarla karşılaşıyoruz. Type-R, 0'dan 100 km/s hıza 5.7 saniyede ulaşırken, Mustang aynı hıza 5.8 saniyede çıkıyor. Hızlanma süreleri de çok yakın olunca iş sürüş dinamiklerine kalıyor. Bu açıdan Type-R çok daha dinamik bir otomobil gibi hissettiriyor. Öncelikle söylenmesi gereken nokta Type-R çok sert bir otomobil olduğu. Bu otomobili ilk kez kullandığım Slovakya Ring Pisti'ne ilk çıktığım anda, kafamda kaskla pistte ilerlerken kendimi adeta WTCC'de yarışan Honda Civic'in içinde gibi hissetmiştim. 310 HP güç ve 400 Nm torka sahip bir önden çekişli otomobilin önden kaymasını ve direksiyon kontrolünün zor olmasını beklersiniz değil mi? Civic Type R'da bunların hiç biri yaşanmıyor. Otomobil hem gücünü yere çok iyi veriyor hem de çok iyi tutunuyor. Direksiyon simidinin sol tarafında bir "R" düğmesi bulunuyor. Ona bastığınızda Type R pist moduna giriyor. Direksiyon daha keskin ve daha cevap verici oluyor. Çekiş ve stabilite sistemleri, sürüşü abarttığınız durumlarda elektronik destek sağlasalar da, aşırı korumacı değiller. Gaz tepkisi de keskinleşiyor. Sürüş fark edilir derece de daha sert. R modunda, sürüşü gerçekten bir yarış otomobili gibi hissettiriyor. Özellikle şehir içinde otomobili R modunda kullanırsanız sertliğinden dolayı rahatsız olabilirsiniz. O yüzden ben size normal modu öneririm. Normal moda geçtiğiniz anda, sürüşünüz yumuşuyor. Bu yumuşama, Honda mühendislerinin R modunu diğer markaların aksine bir süs gibi kullanmadığını ispatlıyor. Honda Civic'ten inip Ford Mustang'e geçtiğiniz zaman bir yarış otomobilinden inip yol otomobiline binmiş gibi hissediyorsunuz. Mustang'i kullanırken pist modunda bile Type-r'ın normal modundakinden daha yumuşak bir sürüş deneyimi yaşıyorsunuz. Arkadan itişli Mustang'in çekiş kontrol sistemini kapattığınızda eğlence başlıyor. Otomobili kaydırmak çok kolay. Gaza iyi dozlayarak basarsanız istediğiniz anda virajlardan kayarak çıkabiliyorsunuz. Bu durum eğlence faktörü açısından çok iyi ama pist kullanımlarında iyi derece yapmaya çalışırken biraz sıkıntı yaşayabilirsiniz. Direksiyonun geri dönüşü iyi. Kontra hareketlerinde direksiyonla boğuşmak zorunda kalmadan otomobili yönlendirebiliyorsunuz. Mustang'in benim hoşuma gitmeyen yanı frenleri oldu. Pedal hissiz, bu yüzden de fren dozajını ayarlamakta zorlanıyorsunuz. Bazı durumlarda hadi artık yavaşla diyerek frene sertçe basmanız gerekebiliyor.
Kaynak: auto motor & sport
