Lopez dönemi ürünü yaftasını taşıyan Volkswagen'lerden biri olan üçüncü Golf, 1993 yılında Volkswagen yönetimine ürün optimizasyonu ve satın alma konularında sorumlu olarak katılan Jose Ignacio Lopez de Arriortua'dan 2 yıl önce satışa sunulduğu için aslında bir haksızlığa uğruyor. Öte yandan Golf camiasında kabul gören bir gerçek de üç numaranın iki numaranın efsane sorunsuzluğunu yakalayamadığı yönünde. Ancak bununla birlikte Golf III'ün pek çok farklı meziyei de var. Mesela bu otomobil Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesinden bir yıl sonra yollara çıktı ve tüm Almanya'nın Golf'ü olma özelliğini taşıyor. İşe biraz daha teknik yönden bakıldığındaysa Golf III'le birlikte TDI döneminin başladığı görülüyor. Kardeş…
Yazar: Otodünya
ISO 8601… Uluslararası zaman standardının kodu. Bu standarda göre bir yılın kaç aydan, bir ayın kaç haftadan, bir haftanın kaç günden, bir günün kaç saatten oluşacağı en büyükten küçüğe doğru belirlenmiştir. Örneğin bir hafta yedi farklı günden oluşur. Pazartesi gününden başlar ve pazar günü sona erer. Hiçbir gün iki kez kullanılmaz. Ancak biz bu standardı biraz esnettik ve bir haftada dört aynı günü yaşadık. Chevrolet, Jaguar, Mercedes, Nissan ve Porsche'nin süper kahramanlarıyla gerçekleştirdiğimiz uluslararası test sürüşü, dört adrenalin dolu gün sürdü. Yeteneklerini sergilemek için piste çıkan beş performans makinesi de atmosfere mekanik sanatının en güçlü senfonilerini yaydı. Beşlinin altı silindirli…
Bu otomobillerden birini tanıyor musunuz? Opel Kadett E, Ford Escort II, Renault 11, Öazda 323 ya da belki Fiat Ritmo. Evet muhtemelen bu otomobillerin hepsini de tanıyorsunuz. Peki bunlardan birini yolda en son ne zaman gördünüz? Hatırlayamadınız mı? Sorun değil. Uzun bir zaman geçtiğine eminiz. Peki bir Golf II'yle en son ne zaman karşılaştınız? Muhtemelen bu sabah işe giderken, öğle yemeği için gittiğiniz büfenin önünde veya akşam evinizin otoparkında. Yüzyılın otomobilinin ikimvi nesli hakkında bilinmesi gereken her şey söylenmiş olmasına rağmen yine de kısa bir derleme yapabiliriz. Golf 2, 1983 sonbaharında yollara çıkmış bir otomobil. Ancak bu dönem için yetmişlerin…
Bir otomobilin başarılı olması için gereken tek şey belki de doğru zamanda pazara sunulması olabilir. Hesaplı fiyat, sağlamlık ve teknik olgunluk gibi temel otomobil beklentileri dışında en önemlisi zamana uyum sağlamaktır diyebiliriz. Bu açıdan bakıldığında Golf'ün doğru zamanda geldiğini görüyoruz. Selefi 'Beetle' İkinci Dünya Savaşı öncesinden kalan teknolojisi ve barok tasarımıyla Almanya'nın savaş sonrasındaki kalkınma mucizesinin içinde 'sırıtan' bir otomobil olarak göze çarğıyordu. Buna karşılık Golf'ün Guigiaro tarafından çizilen her köşesi yeni bir dönemi simgeliyordu: Televizyon şovlarında genç ve güzel kızlar transparan bluzlar giyiyor, futbolcular saçlarını uzatıyor ve Alman Ceza Kanunu'nda cinsel suçlarla ilgili 180'inci madde yürürlükten kaldırılmıştı. 1974 yılında…
Volvo’nun ürün planlamacılarına yapılabilecek eleştiriler listesinde, aceleci oldukları türünden bir eleştiri kesinlikle listenin son sırasında geliyor. 2002’de yollara çıkan ilk Volvo XC90’ın emekliliği için 2014 yılını beklememiz gerekti. Yeni nesilse 2015’te işbaşı yaptı. Otomobil dünyasının içinde bulunduğumuz yüzyılın başından bu yana nasıl bir değişim gösterdiğini anlamak için yeni XC90’ın motor yelpazesine bakmak yeterli: Artan boyutlar ve 2 tonu aşan boş ağırlığa rağmen yeni Volvo sadece 4 silindirli ve 2,0 lt’lik motorla yetinmek zorunda. Selefinde karşımıza çıkan 5,6 ve 8 silindirli motorlar artık mazide. Üstelik V8’den altının kısa bir süre öncesine kadar hakaret sayıldığı Amerika pazarında da büyük Volvo sadece 4…
Kompakt bir SUV için başarı reçetesi nedir? Basit bir teknik altyapı ve bu sayede makul fiyatlar, yeterli genişlik sunan bir kabin ve yüksek oturma pozisyonu. Ancak hepsinden de önemlisi iyi görünmek ve diğerlerinden ayrılmak. Bu açıdan bakıldığında Nissan Qashqai gibi bir başarı örneğini, aynı platformu kullanan Fransız kuzeni Renault Kadjar ve pazara her ikisinden de önce giren bir isim olan Hyundai Tucson’u karşılaştırabiliriz. Karşılaştırmada dikkat çeken bir detay olarak Tucson’un artık yerini sağlamlaştırdığını söyleyebiliriz. Çünkü ix35’le yapılan isim denemesi üçüncü nesilde yeniden Tucson adının kullanılmasıyla sona erdi. Hyundai’nin kompakt sınıf temsilcisinin üçüncü neslinde eski isme dönüşle birlikte boyutlar artarken fiyat…
Bu yazı benim için çok önemli. Çünkü 22 yıllık bir otomobil dergicisi olsam da ilk kez bir Jaguar’ın direksiyonuna oturuyorum. Tabii bu benim ayıbım değil, vizyonu dar, eski ithalatçı Ortaklar Otomotiv’in kabahati. Neyse ki, Jaguar’ın Borusan Otomotiv’e geçmesiyle birlikte biz de vahşi kedinin ne anlama geldiğini, geç de olsa deneyimlemeye başladık. Üstelik XE’den hemen sonra XF’nin test sürüşü için İspanya’ya gittim. Kısacası bir ayda iki Jaguar, hiç fena değil. F-Type’ı da kullanabilsem gönül rahatlığıyla emekli olabilirim. Jaguar’ı orta sınıfta temsil edecek XE’nin ilk fotoğraflarını gördüğümde açıkçası çok beğenmiştim. Canlısı da inanın o kadar güzel. En azından her köşe başında görmeye…
Dünyanın efsane otomobil markalarından biri olan Jaguar'ın kökleri 1922 yılına kadar geri gidiyor. Jaguar Cars Limited isminin alınma tarihi ise 1945. 1990 yılında büyük beklentilerle Ford'a satılan İngiliz marka, S-Type ve X-Type gibi modellerle beklentileri karşılayamadı. Ford altyapılı bu modeller, bana kalırsa hiçbir zaman safkan Jaguar olmadılar. Aynı durum Volvo için de geçerli. Ford'dan ayrılan Jaguar da Volvo da daha sonra kendi kimliklerini bulmayı başardı. 2008 yılında Hintli Tata kontrolüne giren Jaguar için iki yol vardı. Ya Hintliler'in parası ve kendi mühendislikleriyle tarihte hak ettikleri saygınlığa yeniden ulaşacaklar ya da Hintli bir markanın kontrolünde olmanın kompleksiyle yok olacaklardı. Neyse ki…
Motorlar gürültü yapıyor, kum sarmallar halinde uçuyor, su damlacıkları sıçrıyor… Bu sırada BMW vahşi bir kararlılıkla tepeye tırmanıyor, VW'yi ve Jeep'i aşağı yuvarlıyor. Pardon, yanlış film! Yanlış anlamayın, Grand Cherokee, Touareg ve X5'in arazide başarısız olduklarını söylemiyoruz. Demek istediğimiz, bu üçlünün pek araziye çıkmadıkları. Çünkü onların doğal yaşam alanları şehirler. Karşılaştırmamızdaki ana sorumuzsa, günlük yaşamda en iyisinin hangisi olduğu. Elit üst sınıf SUV'un Avrupa'daki mucidi X5'in üçüncü kuşağı mı? Yoksa dünyanın en fazla satılan arazi araçlarından biri olan, özgün karakterli Grand Cherokee mi? Ya da küçük bir makyajla birlikte birçok konuda iyileştirilen Touareg mi? Genel özellikler Dürüst olmak gerekirse, hiç…
Ford geçtiğimiz aylarda Fiesta'nın üç kapılı iki farklı sportif versiyonunu model gamına ekledi. Red ve Black isimleriyle sunulan kırmızı ve siyah renkteki bu iki otomobilin arkasında ST yazmadığını baştan söyleyelim. Her ne kadar görüntü açısından ST logolarını hak ediyor gibi görünseler de, bu iki otomobilde markanın, ödüllü 1 litrelik EcoBoost motoru görev yapıyor. Bu üç silindirli motorun düşük hacmine bakıp da hemen yüzünüzü buruşturmayın; çünkü turboşarjlı EcoBoost ünite burada 140 beygirlik en güçlü haliyle bulunuyor ki; bu da Fiesta Red'in görüntüsüne uyum sağlayan bir performans sunabileceği anlamına geliyor. Görüntü demişken; biraz önce de söylediğim gibi bu kırmızı Fiesta adeta bir ST…